Bu Ay Okuduklarım – Ocak 2017

Hazırlayan:    |    Tarih: 01 Şubat 2017    |    Kategori: Kitap    |    2 Yorum

Yeni bir yıl yeni güzellikler, yeni en yeniler gibi temennilerle girdik. Fakat yine yeniden derinden üzüldük. 2016 yılının laneti, 2017 yılına da bulaşmış gibi görünüyor diye düşündüm. Umutlu olmak lazım elbette bunu biliyorum. Fakat oldukça zor bir şey bu, elimizden geldiği kadar yapmalıyız biliyorum. Belki kendimize dayanaklar bulmalıyız belki o zaman olması gereken umut bizimle olur.

Kendi adıma en iyi dayanak olarak kitapları görüyorum. Daha iyisini düşünemem. Bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle. O yüzden okumaya son sürat devam etmek istiyorum. Kitaplarla zaman geçirmek, belli kitap serilerini takip edip onları tamamlamak, yeni çıkacak olanları takip etmek en büyük zevklerim arasında. Bu yıl yine bu rutinimde devam edeceğim.

Bu ay neler okudum size anlatayım. Bol bol çizgi roman okudum. Yılın ilk hafta sonunda kendime çizgi roman hafta sonu yaptım ve okumayı planladığım tüm çizgi romanları okudum. Çizgi roman sevgisi ve okuma isteği çok başkadır. Kitaplar gibidir evet ama az biraz daha farklısıdır. Daha iyisi ya da daha kötüsü gibi bir sınıflandırılma yapılamaz asla. O yüzden bende yapmıyorum.

Karamazov Kardeşler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Çizgi romanlar haricinde Karamazov Kardeşler’i okudum. Yıllar yıllar önce okuduğum kitapta aklımda çok az şey kalmıştı. Tekrar okumak hemde bu kadar iyi bir çeviri ile okumak, sansürsüz olarak okumak çok iyi geldi. Nihal Yalaza Taluy çevirisini anlatmaya zaten gerek yok. Muhteşem bir eser, muhteşem bir çeviri, muhteşem bir kalite. Kitap hakkında detaylı olarak kitapveyorum.com adresinde yazacağım. Buradan söylemek istediğim mutlaka ama mutlaka okunması gereken eşsiz bir eser Karamazov Kardeşler.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens – Yuval Noah Harari
Birde uzun bir zaman aralığında bitirebildiğim Sapiens adlı kitap var. Oldukça popüler olan kitabı sanıyorum Kasım ayında okumaya başladım. İlk başlarda güzel gidiyordu fakat bir süre sonra objektifliğinden eser kalmadı ve çok taraflı bir hal almaya başladı. Anlatmak istediğini anlatmak için kullandığı yollar ve örneklemeleri bir süre sonra beni kitaptan uzaklaştırdı. Özellikle modern dünya erkeği olarak Barrack Obama’yı göstermesi gibi bir kaç enteresan mesajdan sonra kitaptan tamamen soğudum. Haliyle okumam oldukça uzun sürdü. İlk 100-150 sayfası okunduktan sonra okunması zorlaşan, daha doğrusu tarafsızlığını kaybeden, sürekli olarak bir yerlere doğru çekmeye çalışan, verilmek isteneni doğru veremeyen bir kitap olmuş bana göre.

Çizgi romanları tek tek anlatmak istemiyorum. Bir kaçı tamamen vakit kaybı oldu benim için bir kaçı ise mükemmeldi. İşte bunlardan bir liste halinde bahsetmek istiyorum.

Beğendiklerim, tavsiye ettiklerim

Tepe – Bu ay okuduğum en iyi çizgi romandı diyebilirim. Tarzından, anlatımına, renklerinden karakterlerine kadar muhteşemdi. Bu çizgi romanın ciltli versiyonu mutlaka çıkmalı.

Parantez – Mutlaka okunması gereken bir çizgi roman. Konusundan anlatımına kadar çok iyi bir çizgi romandı.

CAPA – Ünlü fotoğrafçının hayat hikayesi. Olması gerektiği gibi güzel güzel anlatılmış.

Arakçı – Güzel bir çizgi roman alın, okuyun, okutun.

Ghost World – Bu adam bu kadar güzel bir gözlemi yapıp, bu kadar güzel nasıl anlatıyor yahu dediğim bir çizgi roman. Tüm eserleri okunmalı!

Nietzsche – Bir tür biyografik çizgi roman. Olmazsa olmazlar arasına girecek kalitede, mutlaka okuyun.

Ayvali – Mübadele zamanını anlatan bir çizgi roman. Elbette objektif bir anlatıma sahip değil. Aşırı uçlarda iseniz tavsiye etmem. Ama konulara ayrı pencerelerden, farklı gözlerle bakabiliyorsanız mutlaka okuyunuz.

Şehzade Yangını – Güzel bir çizgi roman, güzel gidiyor. Tek sorun ciltler çok kısa doyum olmuyor.

Seyfettin Efendi – Güzel fakat beklediğim kadar derin bir kurguya sahip değildi. Sanki herşey çok çabuk olup bitiyor. Belki yüksek beklenti kurbanı oldum…

Karanlık Güzel – Farklı bir çizgi roman ve aslında güzel bir çizgi roman. İlk sayfasından itibaren sizi farklı bir psikolojiye sokuyor ve öyle devam ediyor. Tavsiye ederim.

Tübitak – Emrah Ablak’ın uzun zamandır bildiğim çizgi romanının ciltlenmiş hali. Gülmek garanti. Baş parmak, işaret parmağı ile gözlerini kapama hareketi diyorum…

Zaman sorunu yoksa okunabilir

Koltuk Çizgilerle Psikoterapi – Kötü denemez, ama olmazsa olmaz da denemez. Meraklısı için güzel bir çizgi roman denebilir sanırım.

Bilek Kesenler – Güzel bir hikaye ama sanki aceleye gelmiş gibi, az biraz daha çizgi roman gibi olabilirdi diye düşünüyorum.

Kırlangıç Oyunu – Ne oldu ne bitti ne anlatılmak istendi hepsi kocaman bir soru işareti. Konu güzel ama işleme kısmı sanki bir işleme takılmış gibi.

Fritz Cat – Bu listede olmasının nedeni büyük beklenti ile okuduğum için olabilir.

İhtiyar Logan – Her yerde çok fazla övüldüğünü, olmazsa olmaz dendiğini bildiğim için aldım. Evet güzel bir hikaye ama o kadar hızlı hızlı o kadar koşarcasına bir macera olmuş ki ne oluyor yahu diyemeden bitiyor. Ha bir de sonunda yeme ve bütün olarak çıkma var kısmı var ne desem bilemiyorum… Bir daha süper kahraman çizgi romanı mı? Asla!

Batman Kara Şövalye Dönüyor – Tamam kötü demiyorum fakat çok sıkıcı çok bunaltıcıydı. Bir çizgi romandan sıkılınır mı yahu?

2 Yorum

  • Serkan Mutlu Akbaş dedi ki:

    Ben de en az 2 kere Dostoyevski kitaplarını okudum. Hala ara ara açıp altını çizdiklerimi okuyorum. Joseph Frank ın Dostoyevski kitabı Everes Yayınlarından çıktı 1000 sayfa. Çok kapsamlı bir kitap. Dostoyevski’nin kitaplarını ayrıntısıyla incelemiş. Önümüzdeki aylarda yavaş yavaş o kitabı bitirmek istiyorum.

Cevap bırakın

Mail adresiniz yayınlanmayacak.