Marina Balık
Sizlere Kozyatağı’nda yıllardır gittiğim, çok sevdiğim ve 2018’den bu yana kalitesinden, lezzetinden ve samimiyetinden hiçbir şey kaybetmeyen bir mekândan bahsetmek istiyorum: Marina Balık.
Burası her şeyden önce bir aile işletmesi. Ancak benim için Marina Balık’ı özel yapan yalnızca yemeklerinin güzelliği değil; mekânın sahiplerinin yıllar geçmesine rağmen nezaketlerinden, ilgilerinden ve içtenliklerinden hiçbir şey kaybetmemiş olmaları. Zaman içinde müşteri–işletmeci ilişkisinin ötesine geçen güzel bir dostluğumuz da oluştu. Her gittiğimde aynı sıcaklıkla karşılanmak, ilk günkü samimiyeti hâlâ hissedebilmek gerçekten çok değerli.
Bu özen yalnızca işletme sahipleriyle de sınırlı değil. Mutfaktan servise kadar çalışan herkesin özenle seçildiği çok belli. Garsonların tamamı güler yüzlü, nazik, arkadaş canlısı ve yardımcı olmaya çalışan insanlar. Bugün birçok yerde iyi yemek bulsanız bile aynı ölçüde iyi hizmet ve insaniyet bulmak kolay değil. Marina Balık, bunu yıllardır istikrarlı biçimde başarabilen nadir yerlerden biri.
Neler yiyelim?
Yemeklere gelirsek; ürünler her zaman taze, porsiyonlar gayet yeterli ve lezzet standardı yıllardır hiç değişmiyor. Benim için menünün yıldızları çupra, levrek, kalamar ve karides. Özellikle balık çorbası ayrıca anılmayı hak ediyor; yoğunluğu, kıvamı ve lezzetiyle gerçekten nefis. Normalde balık köftesini çok seven biri değilimdir ama buradaki balık köftesi bu konudaki bütün önyargımı değiştirdi. Mutlaka denenmeli. Salataları da her zaman taze ve bol malzemeli. Kısacası, sipariş verdiğiniz hemen her şeyde aynı özeni ve lezzeti bulabiliyorsunuz.
Mezeler arasında sarımsaklı ve soğanlı özel mezelerini özellikle tavsiye ederim. Bir diğer favorim ise deniz börülcesi. İstanbul’da ne yazık ki çoğu yerde iyi hazırlanmış deniz börülcesi bulmak zordur; ya fazla haşlanmış olur ya da lezzeti kaybolur. Burada ise her seferinde son derece taze, dengeli ve nefis geliyor. Ekstra sarımsak istemeyi unutmayın.
Yemekler gelmeden önce masaya ikram olarak getirilen mısır ekmeği ve zeytin de ayrıca anılmayı hak ediyor. Mısır ekmeği son derece lezzetli; zeytinler ise tazeliği ve tadıyla daha ilk lokmada mekânın ürün seçimine gösterdiği özeni belli ediyor. Küçük bir ikram gibi görünse de yemeğe güzel bir başlangıç yaptıran ve Marina Balık’ın misafirperverliğini yansıtan hoş ayrıntılardan biri.
Yemeğin ardından tatlı yemek isteyenler için de oldukça güzel seçenekler bulunuyor. Sonrasında gelen çay ikramı ise masadan aceleyle kalkmak yerine sohbeti biraz daha uzatmanızı sağlayan, artık Marina Balık’la özdeşleştirdiğim hoş ayrıntılardan biri.
Peki Fiyatlar?
Fiyat konusuna da ayrıca değinmek gerekiyor. Bir döner dürümün bile 600 TL’ye ulaşabildiği bir ülkede, bu kalitedeki taze balıkları ve deniz ürünlerini bu kadar makul fiyatlarla sunmaları gerçekten takdire değer. Porsiyonların yeterliliği, ürünlerin tazeliği, hizmetin kalitesi ve fiyatlar birlikte düşünüldüğünde Marina Balık’ın sunduğu karşılığı bugün İstanbul’da bulmak hiç kolay değil.
Marina Balık’ı yıllar içinde çok sayıda arkadaşıma ve tanıdığıma tavsiye ettim. Birlikte götürdüğüm arkadaşlarımın çoğu daha sonra “Yine gidelim” dedi ve defalarca beraber gittik. İş yemekleri için önerdiğim kişilerden bazıları, ilk ziyaretlerinden sonra aileleriyle de gelmeye başladı. Şehir dışından ve yurt dışından gelen misafirlerimi bile buraya götürdüm; bugüne kadar memnun kalmayan kimseye rastlamadım. Üstelik birçoğu sonrasında kendi başına tekrar tekrar gelerek Marina Balık’ın müdavimi oldu. Bir mekânı gönül rahatlığıyla başkalarına tavsiye edebilmek ve yıllar sonra bile bu tavsiyeden hiç pişman olmamak benim için çok kıymetli.
Ben de neredeyse her hafta mutlaka en az bir kez, çoğu hafta ise iki kez Marina Balık’a gidiyorum. Bazen orada oturup yemeğimi yiyor, bazen de paket yaptırıp eve götürüyorum. Bir restorana birkaç kez gitmek başka, bunca yıl boyunca hemen her hafta aynı yere devam etmek bambaşka bir şey. Bu kadar uzun süre boyunca aynı tazeliği, lezzeti, hizmet kalitesini ve samimiyeti bulabilmek, Marina Balık’ın benim için neden bu kadar özel olduğunu sanırım en iyi anlatan şey.
Benim için Marina Balık yalnızca güzel balık yenilen bir restoran değil. Yıllardır aynı lezzeti, aynı kaliteyi ve en önemlisi ilk günkü gibi samimi, nazik ve yardımsever insanları bulabildiğim özel bir yer. Mekânlar zamanla büyüyebilir, değişebilir veya eski ruhunu kaybedebilir. Marina Balık ise 2018’den beri ne mutfağındaki özeni ne de güzel insanlığını kaybetti.
Kozyatağı’nda taze ve lezzetli balık yemek, güler yüzlü insanlarla karşılaşmak ve hesabı öderken pişman olmamak isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. İyi ki varsınız Marina Balık ailesi. Daha uzun yıllar aynı sofralarda buluşmak dileğiyle.
Marina Balık Konum için lütfen tıklayın.



