Bu Ay Okuduklarım yazılarımın Temmuz ayı okuduklarımla devam ediyorum.
Otostopçunun Galaksi Rehberi – Douglas Adams
Şimdi nereden başlasam nasıl anlatsam ne desem bilemiyorum bu kitap için. Standart bir bilim kurgu kitabı değil onu söylemem lazım. Çok satan, bilmem ne ödülü almış, kitaptan sonra hemen filmi yapılmış teknik terimlerle dolu kitaplardan hiç değil. Zaten terimleri sadece bu kitapta göreceğiniz türden.
Açlık – Knut Hamsun
Yazarın okuduğum ilk kitabı Açlık. Anlatımı çok beğendim. Çeviri Behçet Necatigil çevirisi tabi bunun etkisi de vardır eminim. Beni içine almasının bir diğer nedeni de büyük ihtimal yazarın yazdıklarının Norveç’de geçmesi. Özellikle bahsettiği bazı sokakları biliyor olmam ve oralarda gezmiş olmam beni kitaba daha bir yakınlaştırdı. Tabi dediğim gibi anlatımın sadeliği ve otobiyografi bir roman olması da etken.
Fazla uzatmadan şunu belirtmek isterim, kitap güzel bir kitap. Yormadan sıkmadan okunuyor. Yazarın hayatının bir kesitini, dönemin Norveç başkenti Kristiania’yı -daha sonra adı Oslo oluyor- yaşanan zorlukları görmüş oluyorsunuz.
Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
Yusuf Atılgan’dan bir sıradan yaşamların arasında, sıradan olmayan hayat sonları hikayesi diye özetlenebilecek bir güzel roman. Okurken bir iki yerde kopmalar yaşasam da kitap her Yusuf Atılgan kitabında olduğu gibi çok içten çok gerçek bir kitaptı. Zebercet karakteri şu yaşadığımız Türkiye şartlarında bol bol olan bir karakter bence. Bastırılmış güdülerin örneklerinden biri sadece.
Hay bin Yakzan – İbn Tufeyl
Hay Bin Yakzan diyorum, ne farklı ne derinmişsin diyorum. Okuması ve sorulara cevap olması zor olan bir kitap. Fakat göğün katları ve bilginin mertebelerini merak edenler için bulunması zor bir metin. Anlatım hem olağanın dışında hem de olması gerekenden daha güzel. Demek istediğim, her yaradılanın bilgisi yaratıcının elindedir diyenler için hazırlanmış kitaplar gibi bir dinsel anlatım değil, daha felsefi bir biçimde yaklaşan, daha derinden giden bir anlatım var.
İşin aslı beni de bu anlatım etkiledi. En zor ve en üst mertebeye gelindiğinde bile cevap olarak yaratıcı çıkması ve sonrasının olmaması çok düşündürmedi ve rahatsız etmedi. Kitabın bu yüzden herkes tarafından okunması ve anlaşılması için bir kez daha okunması gerekli diye düşünüyorum.
Yevgeni Onegin – Alexander Puşkin
Çok farklı ama çok enfes idi. Şiir gibi okunan bir roman ya da roman gibi bir uzun şiir. Nasıl adlandırsam bilemedim. Gerçi adlandırmaya ihtiyacı var mı onu da bilemedim. Bir yazar kendi hayatını yazmak istemeden kendi hayatını nasıl yazar sorusuna cevap gibi bir kitap yazmış Puşkin.
Sadece bunu da yapmamış bizlere okumamız gereken bazı kitapları ve keşfetmemiz gereken bazı yazarları da yazmış bu kitabında. Özellikle Don Juan’ı ya da Byron’un bir kitabını henüz okumamış olduğumdan dolayı kendime kızdım. Ama en kısa zamanda başlayacağım Puşkin!
Kitabın konusu ya da anlatmak istediği şu diyeceğim net bir konu aslında yok. Hayat gibi karışık aslında ama esasında bir düello bir aşk bir arkadaşlık gibi anladım ben. Fakat benim şaşırdığım nokta bir yazarın kendi sonunu daha bilmeden yazması oldu. O yüzden çok etkilendim belki de.
Keşke düello sadece Yevgeni ile Lensky arasında olsaydı. Puşkin hiç bir düelloya girmeseydi, ilk gönderip çektiği meydan okuması sonrası boşverseydi ve tekrar göndermeseydi ve bizlere eserler kazandırmaya devam etseydi.
Pierrette – Honoré de Balzac
Sonunda gerçek hayatı yüzünüze vuran daha doğrusu her sayfasında gerçek hayatı yüzünüze vuran bir roman Pierrette. İnsanların mal mülk hırsının yanı sıra tanımlanması imkansız kıskançlıkları, aşırılılları ve acımasızlıkları ile dolu bir kitap. Çok gerçek, çok doğru ve çok yaşanmış gibi bir roman. Balzac eserlerine olan saygınızı katlayacak bir kitap.
Defterimden Portreler – İlber Ortaylı
Tarihe adını yazmış büyük insanların, kısa biyografilerini yazmış büyük tarihçi hocamız İlber Ortaylı. Akıcı bir biçimde sanki konuşur gibi okunuyor. Düşündüğüm insanların bir çoğu vardı kitapta. Beklediğim bir kaç insan daha vardı aslında ama onları defterine yazmamış ya da başka bir defterine yazmış İlber Ortaylı.
Küresel Isınma Atlası – Frédéric Denhez
Konunun ciddiyetini kavramak için yeterli olmuş bir kitapçık. Çok fazla detaya girmeden, bilimsel terimlerle yormadan hazırlanmış. Aslında tüm politikacılar bu kitapçığı okusa ve keşke anlasa durumun boyutunu ama işte bu imkanlı değil ne yazık ki. Hele bizim ülkemizde bilinçli bir politikacı, ne yaptığını bilen siyasetçi ya da yaptıkların sonucunda ne olduğunu bilen yönetici. Çok zor demek bile çok iyimser bir söylem olur.
İnsanoğlu dünyanın sonunu getirirken elbet doğa da boş durmayacaktır ve kendisini yenilemesini bilecektir. Bu yenileme sonrasında hayvanlar ve bitkiler kalsa yeterli olur sanıyorum. Çünkü onlar bizden daha çok hak ediyorlar yaşamı.
Fetih 1453 – Mihail Kritovulos
Tarihi okumak için belli tarihçilerin kitalarını seçmek gerekiyor. Eğer çeviri ise çevirmenin yorumunun önemi de çok önemli oluyor. Bu kitapta Kritovulos’un bu tip bir anlatım yapacağına pek inanasım gelmiyor. Objektif ve eksiksiz bir anlatım yapmasını bekleriz doğal olarak. Daha önceki eserlerde Kritovulos’un Fatih Sultan Mehmet dönemi ile ilgili yazdıkları, hem dönemi aydınlatan hem de tarafsız bakış açısıyla ışık tutan eserler diye biliyorum.
Peki, burada bulunan en büyük sorun ne? Bu kitapta belli noktalara takılınmış ve sürekli olarak Hz. Muhammed’in sözü üzerinden ilerlenilmiş. Eksik bilgilendirme burada başlıyor esasında. Tek bir noktaya yönlendirme yapılmış ve hep bu tarafa doğru bir çekiş olmuş.
Örneğin Sultan Mehmed’in aldığı ünvanlar arasında olan Roma Kayzeri ünvanı nedense kitapta yer almıyor. Bu kitabın, az birazdan daha fazla bir taraflı olduğu anlamına geliyor. Bu utanılacak ya da gösterilmemesi gereken bir ünvan değil, tam tersine çok büyük bir ünvan.
Bir diğer es geçilmiş konu ise Fatih Sultan Mehmed’in şehri almadan önce teslim ol çağrılarındaki detaylar var İslam fıkıhına karşı gelememesi ve şehri yağmaya verme mecburiyeti konusu. Bunlarla ilgili de bir detay bulunmuyor ne yazık ki.
Bir kez daha tarihi tarafsız ve net okumanın anlamını ne kadar önemli olduğunu hatırlattığı için bu kitaba teşekkürler. Bir daha seçimlerimde çok daha dikkat edeceğim ve tarafsız gerçek tarihin izinde olmaya çalışacağım.
Çizgi Romanlar
Montparnasse’lı Kiki – José-Louis Bocquet, Catel
Aslında sadece bir çizgi roman gözüyle bakmak yanlış. Çünkü bu çizgi roman, bizim ülkemizde anlaşılan çizgi roman anlayışından daha başka bir çizgi roman. Hayat hikayesi anlatılan Kiki’nin yanı sıra iki büyük dünya savaşı sırasında Fransa’ya bakıyoruz. O dönemde insanların yaşamlarına konuk oluyoruz. Ayrıca büyük yazarlar, büyük ressamlarla ve büyük fotoğrafçılarla karşılaşıyoruz. Her ne kadar o zamanlar daha büyük oldukları netleşmemiş olsa da. Yazının devamı için lütfen tıklayınız.
Üç Gölge – Cyril Pedrosa
Hayatın bir şekilde devam ettiğini anlatan bir çizgi roman. Evet, böyle özetlenebilir sanıyorum. Ne kadar büyük sorunlar olsa da devamında neler getireceğini bilemeyizi anlatmışlar bizlere. Ölüm bir bitiş fakat kalanların tarafında olursak belki bir daha başlangıç demektiri gösteren bir güzel öykü. Konuyu özetleyen bir doğu atasözü ile bitirmişler bu öyküyü;
“Bu bir bahar manzarası, yoktur iyisi kötüsü
Rüzgar nasıl eserse, öyle büyür çiçek dalları
Bazısı uzun olur, bazısı kısa
Ayakta kal, yaşayanların tarafında kal.”
Yakınlarını kaybedenlerin, içlerinde bir burukluk ama yüzlerinde sevidkleriyle olan anıların tebessüm ettirişi ile kapağını kapatacakları bir çizgi roman.
İyi okumalar.
Marco Polo – Marco Tabilio
Beklentim düşüktü kitaba başlarken ama çok iyi bir çizgi roman olduğunu bir kaç sayfa sonra gösterdi. Tahminlerimin tutmadığı, güzel bir anlatımla hazırlanmış, çizimlerin farklı bir tarzda olduğu güzel bir çizgi roman. Alfa Yayınları şaşırtmaya ve kendisini takip ettirmeye devam ediyor.
Kabil Disko – Afganistan’da kaçırılmamayı nasıl başardım – Nicolas Wild
Nicolas Wild bu işi iyi yapan ender çizerlerden biri bence. Hem bu maceralara atılıyor, hem orada iş yapıp para kazanıyor hem de yaşadıklarını yazıp çiziyor. Bu güzel bir iş. Anlattıklarıyla bizler için bir persfektif oluşturmuş oluyor. Fakat bu kitabında ülke ile ilgili ya da yaşayış ile ilgili daha az bilgi yer almakta. Orada yaşayan çalışan yabancıların durumu hakkında detaylı bir bilgi verilmiş. İkinci cildinde belki daha fazla ülke detayı ya da şehir detayı görebiliriz.
İkinci cildi büyük merakla bekliyoruz esen kitap 🙂
Two Brothers – Fábio Moon, Gabriel Bá
İki kardeş, başka bir iki kardeşin öyküsünü çizgilere dönüştürmüş. Milton Hatoum’un romanından uyarlanan çizgi romanda, birbirinden tamamen zıt karakterde iki kardeşin öyküsü anlatılıyor. Bu iki kardeşi birleştirmeye çalışan bir anne, abilerine yardım eden bir kardeş, zorluklar içinde bir baba, bakıcı kadın ve çocuğunun hikayeleri de bizlerle beraber oluyor. Yine güzel bir uyarlama gelmiş Fabio ve Gabriel kardeşlerden. Zor bir hayat kesiti okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Uzak – Shaun Tan
Mükemmel çizimlerle, mükemel hayal gücünü birleştiği bir çizgi roman olmuş. Sayfalarca yazıp hiçbir şey anlatamayan ya da anlattığını yanlış anlatan kimseler için sağlam bir cevap. Ayrıca çizgi roman ya da çizim dünyasını küçümseyenler için de çok iyi bir ders olmuş. Shaun Tan anlatımın en eski ve en net yöntemi ile bize vermek istediği hikayeyi en iyi şekilde vermiş. Şiddetle tavsiye ederim.
Kayıp Şey – Shaun Tan
Çok mühim işler yaptığımız hayatlarımızda neleri göz ardı ediyoruz, neleri kaçırıyoruz ya da neleri görmek istemiyoruz bunlara cevap niteliğinde bir çizgi hikaye. Shaun Tan’ın hayal gücü ve eşsiz çizgileri ile birlikte güzel bir kitap.
Asla Neden Diye Sorma – Shaun Tan
Yine güzel bir Shaun Tan resim albumü. Fakat bu kez oldukça kısa, oldukça tadı damakta bıraktırıcı. Özellikle çocuklarınızın hayal gücü için biçilmiş kaftan. Tabi yetişkinler için de öyle. İyi okumalar.
Kızıl Ağaç – Shaun Tan
İlk cümle de ne diyeceğini, ne demek istediğini söyleyen Shaun Tan çizgi romanı. Çizgi albümü de denebilir herhalde. “Bazen gün doğar ve hiç umut getirmez beraberinde.” Tam olarak ülkece yaşadığımız 2016 ve devamında 2017 yıllarının hemen hemen her günü için söylenebilecek bir söz. Ama bir gün bir şekilde göreceğimiz güzellikler de olacak. Belki bizler de Kızıl Ağacı göreceğiz bir gün hiç beklemediğimiz bir anda.
Taşradan Öyküler – Shaun Tan
Yıllardır anlatılmaya çalışılanı bir kare ile özetlemiş Shaun Tan. Bu kez öyküler daha uzun diğer kitaplarına kıyasla. Hem daha bize tanıdık gelecek türden. Az biraz bizler gibi taşrada, köyde, kasabada büyüyenler için anlaşılırdan öte, hayal etmesi çok daha güzel öyküler. Zaten hepimizin anılarında az birazı hazır bekleyen hikayeler. Çok beğendim, sizlere de tavsiye ederim.
Essex County Cilt 1: Çiftlikten Öyküler – Jeff Lemire
Beklediğimden çok daha iyi bir giriş oldu ilk cilt. Tahmin ettiğim gibi bir hayat kesiti, bir güzel alternatif çizgi roman şöleni diye düşünüyordum. Fakat yaşattığı duygu ve içinde alıp götürdüğü öykünün yoğunluğu daha fazlasını veriyor. Çok kısa zamanda okunup, çok uzun zamanda etkisini yitirecek bir çizgi roman.
Essex County Cilt 2: Hayalet Hikayeleri – Jeff Lemire
Hokeycilerimizin hikayesini biraz daha netleştiriyor ikinci cilt. Bazı şeyleri daha iyi anlıyor, büyük babaların hayatlarını görüyoruz. Yapılan bir anlık hata ya da bir anlık gafletin sonunda yıllarca süren bir nefreti görüyoruz. Bir anda alevlenen tutku, her zaman güzel şeylerin başlangıcı olmuyor. Enfes serinin ikinci cildini de tavsiye ediyorum.
Essex County, Cilt 3: Kasaba Hemşiresi – Jeff Lemire
Ve son cilt… Herşeyin anlaşıldığı ve herşeyin ne kadar çabuk kayıp gittiğini gördüğümüz bir sonlama. Jeff Lemire, alternatif çizgi romanın neden var olduğunu, neler yapabileceğini, neleri ne şekilde sunabileceğini çok iyi anlatmış. Enfes bir üçleme ile bize bir hayat sunmuş. Okuduğunuzda hem kayıp giden zamanı, hem yaşananların ne kadar önemli olduğunu, hem de anıların bir şekilde bir yerlerde bizler için beklediğini görüyorsunuz.
Çok ama çok beğendiğim çizgi romanlardan olan bu üçlemeyi gerçek bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim.